insight ve challenge İngilizceden çıkartılsın diyenlere

Öyle sözcükler var ki şu İngilizcede, hele İngiliz İngilizcesinde, çevirmende huzur, neşe bırakmıyor. Ben şimdi ne yazayım buraya diyorsun, ne yazsam tam karşılamayacak diye düşünüyorsun, bazen de ne demek istediğini tam anlamıyorsun.

Bu yazımızda  böyle anlarda çevirmen dostlarımızın işine yarayacak birkaç tavsiyeyi ve pratik yöntemi paylaşmak istiyoruz.

challenge
İlk akla gelen çevirisi “zorluk, zorlanma, zor görev”. Gelin örnek cümlelerle olası çevirileri irdeleyelim.
Applying for a job is always a challenging process.
Düz çeviri: İşe başvurmak her zaman zorlu bir süreçtir.
Alternatif: İş başvuruları hep böyle çetrefillidir.

Are you ready for the challenge?
Düz çeviri: Bu zorlu göreve hazır mısın?
Alternatif: Belaya hazır mısın, maceraya hazır mısın?

Are you challenging me?
Düz çeviri: Bana meydan mı okuyorsun?
Alternatif: Bana rakip mi olacaksın?

Demem o ki, bazen çetin, bazen karmaşık, bazen heyecan, macera sözcükleriyle çeviriyi deneyin.

insight
Sanmayın ki İngilizcesi çok açık ve net bir kavramdır. Biraz incelediğinizde İngilizce market insight veya consumer insight için uzun uzun tanımlar yapıldığını, kurallar koyulduğunu göreceksiniz.

Pazarlama jargonuyla Türkçesi içgörü veya içe bakış. foresight için öngörü deyince, insight için içgörü demeye başladık.

Ancak, sıradan bir diyalogda “Do you want to share your insights with us?” diye bir cümle görürseniz, “Bizimle içgörülerinizi paylaşmak ister misiniz” demek yerine, “Siz bu konuda neler düşüyorsunuz?” veya “Duygu ve düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız” da diyebilirsiniz.

Anlatmak istediğim, insight sözcüğünü pazarlama jargonuna hapsetmeye gerek yok. Orada içgörü diyorduk şimdi ne yapacağım diye kararsız kalmayın. Yerine göre farklı anlamlar verebilirsiniz.

case
Dosya, dava, kutu, kasa, durum gibi anlamları var. Ama çok şaşırtıcı kombinasyonlarla karşımıza çıkabiliyor. Şu örneklere bakalım:

Put the towels in the case.
Havluları bavula koy.

You have to think on a case by case basis.
Her durumu ayrı değerlendirmen gerekir.

I am the lawyer on this case.
Ben bu davanın avukatıyım.

What is the business case in this project?
Bu projenin ticari mantığı/gerekçeleri nedir/nelerdir?

Can you build a case for this investment?
Bu yatırımı daha cazip/mantıklı hale getirebilir misiniz?

Gördüğünüz üzere case sözcüğü göründüğünden daha karmaşık anlamlar alabiliyor.

schedule, rider, exhibit
Schedule normalde takvim veya program anlamına geliyor. İngilizce sözleşmelerinde “ek” diye çevirmeli. “schedule of the contract = sözleşmenin eki”

Rider, normalde binici demek. Sözleşmelerde ek veya zeyil anlamına geliyor.
Exhibit sergilemek, göstermek demek. Exhibits of a contract dediğimiz şey ise sözleşmenin orijinal kopyalarıdır.

Çeviriyi motomot yapmayın demek kolay, ucuz bir klişe. Çetrefilli sözcükleri İngilizceden çıkartmayacaklar maalesef. İşin latifesi bir yana, duruma uygun anlamı seçmenize yardımcı olabiliyorsak ne mutlu.

Yorum yapmak ister misiniz?

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.