Simultane Tercümanlar Çok Mu Kazanıyor

Sosyal medyada genç meslektaş adaylarımızın ve mütercim tercüman camiasına yeni katılanların “piyasa çok düştü” yakınmalarını izleme sıramın geçtiğini varsayarak 2000 yılından bugüne meslek erbabının gelir değişimini asgari ücret ve döviz kuru rakamlarıyla karşılaştırmalı olarak izah etmek istiyorum.

Aceleci okurlar bu linki açıp kendi irfan ve ibret kapasiteleriyle koşturmacaya devam edebilirler. Gitmeden size notum şudur: Simultane tercümanın ücretini cerrahla, avukatla, danışmanla, yazarla karşılaştırın. Geçim zincirinin en altındakilerle değil.

Sevgili sabırlı okur, 2000’lerin başında bizler dolarla çalışırdık. 350 – 380 dolar arası rakamlar alırdık. Hukuk ve tıpta daha yukarısı da mümkündü. Dolar 1.65’lerdeydi, asgari ücret 150 TL’nin altında. Demek ki bir günde asgari ücretin iki – üç katını kazanıyormuşuz.

2001 ekonomi için kötü, bizler için altın bir yıldı çünkü dolar tam olarak ikiye katlanarak 1.25’e çıktı. 2002 ve 2003’te dolardaki artış trendi, günlük gelirimizi aylık asgari ücretin dört katına kadar çıkarmıştı.

Takip eden yıllarda Euro güçlendikçe ve memleketimiz AB ile yakınlaştıkça ücretlerimizi Euroya geçirdik. Avrupadan aldığımız günlük ücretler 600 – 650 Eurolara kadar çıkmıştı ki bu aylık asgari ücretin yedi katını gördüğümüz anlamına geliyor.

2016 yılındayız ve hem dolar hem asgari ücret karşılaştırmasına göre 20 yıllık meslek hayatımın en zayıf dönemindeyiz zira 2008’lerden itibaren TL’nin istikrarıyla Türk Lirası bazında çalışıyoruz. Ücretini en yukarıdan söyleyen dostlar dahi asgari ücretin altında kalıyorlar. Piyasayı kırdıkları söylenen talihsizler asgari ücretin üçte birine razı.

Eski günlere yakın rakamları, sıradan bir dilbazın altından kalkamayacağı tahkim duruşmalarında veya yatırımcı görüşmelerinde alabiliyoruz demekle teselli olamıyorum. Veya nadir dillere hakim dostlarımızın gündelik koşullarında telaffuz edebiliyor olmaları beni tatmin etmiyor. Sayıları 20 yılda üç kat artıp 300’lere çıkmış olan simultane tercümanlar için bu rakamlar çok az. Az çünkü:

1. Tüm camia TBMM nüfusundan küçük, İtalyanca – İspanyolca gibi dillerde beş altı isimden söz ediyoruz. En yaygın olan İngilizce için Türkiyede hepsini saysanız 150 kişi çıkar ki kaçının becerisi üst düzeydir? 40, haydi 50 diyelim. Milletvekili maaşı ne kadar?

2. Bu iş her gün yapılacak türden değildir. Aynı anda çevirmek ne zordur bilir misiniz; dakikalar uzadıkça insanın beyni akar adeta.

3. Tüm saygımla ve affınıza sığınarak yazıyorum; üç – beş yıldır PR yapmakla öğündüğü halde, şirketindeki bir departmanın kullandığı iki kelimeyi bilemeyen tercümanı ayıplamak yerine ben ve biz bunca yıldır bu şirkette neden terim listesi çıkarmıyoruz diye kendini sorgulamayan insanlar değerlendiriyor çeviri kalitesini. İyi bir mütercim tercümanın 30 binin üzerinde teknik terimi bildiğinin altını çizeyim. Bazılarımız bunu üç dört dilde yapabiliyor. Biz dersimize çalışıyoruz; bir zahmet siz de 100 – 200 terimlik şirkete özel bilginizi bir kayda geçirin artık.

4. Ve yine tüm saygımla yazıyorum; sunumu yansıtan teknisyene şov hatasız olsun diye günler öncesinden ilettiği, virüs koruması olmayan mobil cihazında taşımayı normal addettiği veya otel salonunda garsonların arasında özensizce masalarda bıraktığı “confidential” şirket sunumunu, 20 – 30 yıldır tek bir sabıka kaydı dahi olmayan ve bir kısmı “kozmik” derecede memleket ve dünya meselelerinin konuşulduğu ortamlarda çalışan simultane tercümanlara göndermeyenler çevirmen seçiyor. Ben buna aymazlık diyorum, kusura bakmayın; siz kimlerle muhatap olduğunuzun farkında bile değilsiniz.

5. Sevgili çalışanlar sizin verginizi işvereniniz ödüyor; SGK, bireysel emeklilik ve özel sigorta katkılarınız var. Biz bunları kendimiz ödemek durumundayız ve %18 KDV, %20 – 35 arası gelir vergisi ve %20 kurumlar vergisi olan Türkiyede vergi mükellefi olmak ağır yüktür.

6. İletişim köprüsü ne kadar sağlıklıysa bilim, kültür, sanat, ticaret ve politika öyle sağlıklı ve güçlü olur. Mütercim tercümanlarla 100 – 200 TL pazarlığına girmeyin rica ederim. Kaliteye, standarda, yükselmeye odaklanın ki kurumunuzun gerçek kazancı oradadır; sizler elbet daha iyi bilirsiniz.

7. Obama’yı canlı çevirmemizi istiyorsunuz, Erdoğan’ı da. Oscar Ödülleri, açık kalp ameliyatı, Beyaz Şov ya da Cem Yılmaz’ı. Hangi şampuanı neden kullandığını anlatma gayretindeki gençleri, İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Raporlarını veya Goldman Sachs yatırımcı toplantılarını, Faz 2 Araştırma Raporlarını veya Apple’ın yeni harikalarını aynı anda, birebir, dillerin nüanslarına özen göstererek, ses tonundan vurgulamalarına kadar, yaşayarak çevirmemizi bekliyorsunuz. O zaman gelirimizi de bir zahmet bu insanlarla karşılaştırın.

8. Bu satırların yazarı güzel memleketimizin %90’ını, modern dünyanın yarısını, Kuzey ve Güney Kutup Bölgelerini mesleğini icra ederek görmüştür. Simultane tercümeyi 2000’i aşkın günde bizzat, Dragoman’ın yöneticisi olarak yılda 1000 – 1200 toplantıya tercüman ataması yapan bir ekibin liderliğinde onlarca gözden ve kulaktan yaşamıştır. Sözleri yer yer sert göndermeler içerse de gerçektir, içtendir; dikkate alınız.

Dip not: Kesme işaretsizliği bilinçli bir tercihtir. Dijital çağda yazım kurallarının minimalistleşmesini savunanlardanımdır.

Yorum yapmak ister misiniz?

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.